TDK öğretmenliği "mesleği bilgi öğretmek olan kişi" olarak tanımlamış.
Halbuki yeni nesil öğretmenler için tanım bunun çok ötesinde.
Bilgi öğretmek artık öğretmenliğin çok küçük bir parçası. İşinizi yalnızca bu olarak gördüğünüzde "ben dersimi anlatır çıkarım"ın ötesine geçemiyorsunuz.
Kendi öğrenciliğimizde hangimiz karşılaşmadık ki böyle öğretmenlerle. Belki pek çoğunun adını hatırlamıyoruz. İzleri dahi kalmamış.
Sorgulama bu noktada başlıyor.
Mesele sadece bir harf öğretmek mi, yoksa öğretirken insanların yüreklerine dokunabilmek mi?
Eğer ki bu sorgulamayı yapıyorsanız kapıyı açıp sınıfa girdiğinizde yaptığınız şey "iş" olmaktan çıkıyor. Ruhunuzu, aklınızı, daha önemlisi gönlünüzü katıyorsunuz. Ancak o zaman ağzınızdan çıkan kelimeler anlam kazanabiliyor. Verdiğiniz bilgi de harcadığınız çaba da o zaman kıymetleniyor.
Ne zaman ki olayın sadece bilgi öğretmek olmadığının farkına varıyorsunuz işte o zaman karşınızdaki insanları da gerçek anlamda görebiliyorsunuz. Tüm renkleriyle karşınızda duranlar fark edilmeyi bekliyorlar. "İşte, biz de buradayız." diyorlar.
Öğretmenliğe başladığımdan beri pek çok şey öğrendim onlardan. Birbirimizin bilgileriyle zenginleşiyoruz. Ben daha donanımlı olmaya çalışıyorum, onlar daha iyi fikirler üretmeye. Etkinlikler planlıyoruz, beyin fırtınaları yapıyoruz. Bilgileri sorgulamayı öğrendikçe kendilerini sorgulayıp yollarını şekillendiriyorlar. Doğadaki farklılıkları öğrendikçe aralarındaki farklılıklara saygı duyuyorlar.
Böylece okul onlar için de bir görev olmaktan kurtuluyor. Hayatlarının bir parçası oluyor. Öğrendiklerini somutlaştırabiliyorlar. Veliler geliyor mesela, çocuklarının evde sürekli yeni öğrendiklerini anlattıklarını söylüyorlar.
İşte o anki mutluluk ve gurur anlatılamaz.
Yapabiliyorum diyorsunuz, daha başındayım ama doğru ilerliyorum.
Tecrübeli birçok öğretmen buna idealizim diyor, geçer diyor.
Şimdi ben de diyorum ki umarım geçmez.
Öğrencilerim ve ben böyle çok iyiyiz çünkü 😊✌
Üreten Öğretmen
instagram: uretenogretmen
Bilgi öğretmek artık öğretmenliğin çok küçük bir parçası. İşinizi yalnızca bu olarak gördüğünüzde "ben dersimi anlatır çıkarım"ın ötesine geçemiyorsunuz.
Kendi öğrenciliğimizde hangimiz karşılaşmadık ki böyle öğretmenlerle. Belki pek çoğunun adını hatırlamıyoruz. İzleri dahi kalmamış.
Sorgulama bu noktada başlıyor.
Mesele sadece bir harf öğretmek mi, yoksa öğretirken insanların yüreklerine dokunabilmek mi?
Eğer ki bu sorgulamayı yapıyorsanız kapıyı açıp sınıfa girdiğinizde yaptığınız şey "iş" olmaktan çıkıyor. Ruhunuzu, aklınızı, daha önemlisi gönlünüzü katıyorsunuz. Ancak o zaman ağzınızdan çıkan kelimeler anlam kazanabiliyor. Verdiğiniz bilgi de harcadığınız çaba da o zaman kıymetleniyor.
Ne zaman ki olayın sadece bilgi öğretmek olmadığının farkına varıyorsunuz işte o zaman karşınızdaki insanları da gerçek anlamda görebiliyorsunuz. Tüm renkleriyle karşınızda duranlar fark edilmeyi bekliyorlar. "İşte, biz de buradayız." diyorlar.
Öğretmenliğe başladığımdan beri pek çok şey öğrendim onlardan. Birbirimizin bilgileriyle zenginleşiyoruz. Ben daha donanımlı olmaya çalışıyorum, onlar daha iyi fikirler üretmeye. Etkinlikler planlıyoruz, beyin fırtınaları yapıyoruz. Bilgileri sorgulamayı öğrendikçe kendilerini sorgulayıp yollarını şekillendiriyorlar. Doğadaki farklılıkları öğrendikçe aralarındaki farklılıklara saygı duyuyorlar.
Böylece okul onlar için de bir görev olmaktan kurtuluyor. Hayatlarının bir parçası oluyor. Öğrendiklerini somutlaştırabiliyorlar. Veliler geliyor mesela, çocuklarının evde sürekli yeni öğrendiklerini anlattıklarını söylüyorlar.
İşte o anki mutluluk ve gurur anlatılamaz.
Yapabiliyorum diyorsunuz, daha başındayım ama doğru ilerliyorum.
Tecrübeli birçok öğretmen buna idealizim diyor, geçer diyor.
Şimdi ben de diyorum ki umarım geçmez.
Öğrencilerim ve ben böyle çok iyiyiz çünkü 😊✌
Üreten Öğretmen
instagram: uretenogretmen