1 Temmuz 2017 Cumartesi

Üreten, Öğreten ve Öğrenen Öğretmen

TDK öğretmenliği "mesleği bilgi öğretmek olan kişi" olarak tanımlamış.

Halbuki yeni nesil öğretmenler için tanım bunun çok ötesinde.

Bilgi öğretmek artık öğretmenliğin çok küçük bir parçası. İşinizi yalnızca bu olarak gördüğünüzde "ben dersimi anlatır çıkarım"ın ötesine geçemiyorsunuz.


Kendi öğrenciliğimizde hangimiz karşılaşmadık ki böyle öğretmenlerle. Belki pek çoğunun adını hatırlamıyoruz. İzleri dahi kalmamış. 


Sorgulama bu noktada başlıyor.

Mesele sadece bir harf öğretmek mi, yoksa öğretirken insanların yüreklerine dokunabilmek mi?

Eğer ki bu sorgulamayı yapıyorsanız kapıyı açıp sınıfa girdiğinizde yaptığınız şey "iş" olmaktan çıkıyor. Ruhunuzu, aklınızı, daha önemlisi gönlünüzü katıyorsunuz. Ancak o zaman ağzınızdan çıkan kelimeler anlam kazanabiliyor. Verdiğiniz bilgi de harcadığınız çaba da o zaman kıymetleniyor. 


Ne zaman ki olayın sadece bilgi öğretmek olmadığının farkına varıyorsunuz işte o zaman karşınızdaki insanları da gerçek anlamda görebiliyorsunuz. Tüm renkleriyle karşınızda duranlar fark edilmeyi bekliyorlar. "İşte, biz de buradayız." diyorlar.


Öğretmenliğe başladığımdan beri pek çok şey öğrendim onlardan. Birbirimizin bilgileriyle zenginleşiyoruz. Ben daha donanımlı olmaya çalışıyorum, onlar daha iyi fikirler üretmeye. Etkinlikler planlıyoruz, beyin fırtınaları yapıyoruz. Bilgileri sorgulamayı öğrendikçe kendilerini sorgulayıp yollarını şekillendiriyorlar. Doğadaki farklılıkları öğrendikçe aralarındaki farklılıklara saygı duyuyorlar. 

Böylece okul onlar için de bir görev olmaktan kurtuluyor. Hayatlarının bir parçası oluyor. Öğrendiklerini somutlaştırabiliyorlar. Veliler geliyor mesela, çocuklarının evde sürekli yeni öğrendiklerini anlattıklarını söylüyorlar. 

İşte o anki mutluluk ve gurur anlatılamaz. 

Yapabiliyorum diyorsunuz, daha başındayım ama doğru ilerliyorum.

Tecrübeli birçok öğretmen buna idealizim diyor, geçer diyor. 


Şimdi ben de diyorum ki umarım geçmez.

Öğrencilerim ve ben böyle çok iyiyiz çünkü 😊✌

Üreten Öğretmen

instagram: uretenogretmen

30 Haziran 2017 Cuma

Serinleten lezzetler 2: Muzlu, Nutellalı Buzlu Kahve

Es-mi-yor!

Siz de bu sıcaklarda ne gece uyuyabilen ne de gündüz durduğu yerde durabilenlerden misiniz?
Elim hiçbir işe gitmiyor. 
Evde otur otur vakit geçmiyor ama dışarı çıkmak da akıl karı değil.
Bari serinlemek için içecek bir şeyler yapayım.

Bu aralar çeşit çeşit meyveli buzlu çaylar yaptım ama bugün canım daha kahveli, daha tatlı bir şeyler istedi. Buzlukta kardeşimin dondurduğu buz dilimleri vardı, yerli muzun son zamanlarında alıp buzluğa stoklamıştık bu günler için. Sabahtan gözüme onları kestirmiştim zaten.  Tatlı isteğim için de aslında kakao ve bal kullanabilirdim ama dolabı açınca karşımda Nutella gördüm. Bir kereden bir şey olmaz dedim ve onu da kaptım :) Gerisi kahve, buz, süt zaten.

Kahve olarak ben bir tatlı kaşığı çekilmiş kahveyi bir çay bardağı suda demleyerek kullandım. Siz isterseniz tamamen süt ve granül kahve de kullanabilirsiniz. Ama tavsiyem kesinlikle filtre kahvedir.

Şimdi malzemeler;
  • Bir çay bardağı suda önceden demlenmiş bir tatlı kaşığı filtre kahve veya sadece bir tatlı kaşığı granül kahve
  • Bir tatlı kaşığı Nutella
  • Küçük bir adet dilimlenmiş muz (tercihen dondurulmuş)
  • Bir su bardağı süt
  • 3-4 adet buz küpü
Yapılışı

Bütün malzemeleri bir araya getirip karıştırıcıdan geçiriyoruz ve içeceğimiz hazır 👍

Sizin de bu "esmiyor günleri"nde tatlı, serinletici bir şeylere ihtiyacınız varsa bu buzlu kahveyi şiddetle tavsiye ederim.

Dilerseniz muz yerine diğer meyveleri de kullanabilirsiniz. Mesela ben çilekle de denemek istiyorum.

Afiyet olsun 😊

Üreten Öğretmen

instagram: uretenogretmen

Yıllardır aradığım ajandayı kendim yaptım: Bullet Journal!

Merhaba! :)

İlkokulda herkesin olduğu gibi benim de bir ödev defterim vardı. Sadece ödevlerimi değil ertesi gün getirilecek kitapları, malzemeleri de ona yazardım. O gün bu gündür alışveriş listelerimi, yapılacak işlerimi, ders planlarımı, tarihleri, isimleri kısacası unutma potansiyelim olan her şeyi bir kenara yazarım.

Ajanda tutma alışkanlığım ise 2012 yılında Erasmus'la Almanya'ya gitmemle başladı. Almanların düzen ve dakiklik ile ilgili ünleri malum. Ucundan bana da bulaştı :) Tek farkla; ben ajandaları işlevlerinin aksine günlük gibi kullandım. Önceden unutmamak için yazdıklarımdan daha çok geriye dönük, unutmak istemediğim anılarımı not ettim. 

Bu kadar yazmayı seven biri olarak ajandalar, minik not alma defterleri, anı saklayıcı defterler, küçük not kağıtları havada uçuşuyordu hayatımda. Bana bunların hepsini bir arada tutacak bir defter lazımdı ama istediğim gibi bir şeyi asla bulamadım :(

Sonra bir gün 'hayatı sadeleştirme' ile ilgili Youtube videoları izlerken 'hayatı düzenleme' üzerine videolara rastladım ve Bullet Journal'ı keşfettim, diğer adıyla BuJo.

Nedir bu Bullet Journal?

Bullet Journal; her sayfasını kendiniz tasarlayabileceğiniz, kendinize göre bölümler ekleyebileceğiniz, alışkanlıklarınızı kontrol edebileceğiniz, anılarınızı kaydedebileceğiniz, gelecek planları yapabileceğiniz, finansal işlerinizi düzenleyebileceğiniz, kısacası günlük hayatta bir kalem ve kağıda ihtiyacınız olan her şeyi kaydedebileceğiniz bir defter. 

Sadece size özgü ve dünya üzerinde bir eşine daha rastlayamayacağınız...
Üstelik bu tüketim çılgınlığının içinde sadece bir kalem ve defter yardımıyla kendi ürettiğiniz...
Geriye dönüp baktığınızda hayatınızın bir dönemini nasıl geçirdiğinizi görebileceğiniz, değerlendirebileceğiniz, yeni kararlar alırken göz önünde bulundurabileceğiniz...

Peki ben neden Bullet Journal hazırladım?

Başta da söylediğim gibi her şeyi not alma huyum hep vardı. Ama dağınık dağınıktı. Bunları tek bir defterde toplama fikri beni kendine çeken ilk nokta oldu.

İkincisi ise benim öğrenciliğimden beri sene başını Ocak değil de Eylül olarak kabullenmem. Benim için sene Eylül'de başlar, sonra güzel bir tatil ile sona erer. O tatilde geçen yılı değerlendirip yeni yılın hazırlığını yaparım. O yüzden Ocak ayından başlayan ajandalar benim mantığıma uygun değil pek. Okul ajandaları ise öğretmenlerden çok öğrencilere yönelik, onlarda da istediğim tasarımlar ve bölümler yok. 

Kendi Bullet Journal'ımı pekala Eylül'den başlatabilirdim 🍀

E hal böyle olunca zaten el işlerini severim. Üstüne bir de okul tatile girmiş. Hemen sıvadım kolları.

Hazırlama sürecime nereden başladım?

Öncelikle pek çok video izledim ve görsel araştırmaları yaptım.

Bunlardan yola çıkarak kendi BuJo'mda neler olması gerektiğini listeledim. 

Sonrasında iş materyal seçimine kaldı. 

Ben hayatı sadeleştirme yolunda adımlar attığım için yeni bir şey almadım, elimdekileri tüketme yoluna gittim. Açıkçası ilk denemem olduğu için de yapıp yapamayacağımı test etmek istedim.

Bullet Journal için kullandığım defterim ve kalemlerim
BuJo'larda ilk başta bir "Key" sayfası bulunuyor, burada defterinizde kullandığınız sembolleri ve anlamlarını belirtiyorsunuz. 

Daha sonra "İçindekiler" sayfası geliyor. Her sayfaya bir numara veriyorsunuz veya doğrudan numaralı bir defter kullanıyorsunuz. Böylece daha sonra baktığınızda hangi bölümün kaçıncı sayfalarda olduğunu görebiliyorsunuz. 

Ben şimdilik bu bölümlere ihtiyaç duymadığım için es geçtim. Ama ne olur ne olmaz diye de iki sayfa da boş bıraktım :)

Sonrasında ise senenin takvimini yazıp, kesin olayları işaretlemek için "Future Log" adı verilen bir bölüm var. Buraya doğum günlerini, tatil günlerini, bileti alınmış etkinlikleri işaretleyebiliyorsunuz.

Bullet Journal'larda ilk önce bir seneyi genel olarak planlıyorsunuz/düzenliyorsunuz. Sonra her şeyi ayrıntılı olarak yazabileceğiniz, planlayıp düzenleyebileceğiniz aylık bölümlere geçiyorsunuz. Aylık bölümler ise kendi içinde haftalık bölümler, bu haftalar ise günlük bölümler içeriyor.

"Genelden özele" ilkesine çok benzemiyor mu? :)

Ben Bullet Journal'ımı her ne kadar yıllık formda düzenlemiş olsam da esasen bir dönemlik düzenleme oldu. Güz dönemine hazırlık da diyebiliriz :) Bunun için bir kapak sayfası yaptım ancak belirtmeliyim ki çizim ve el yazısı konusunda o kadar da yetenekli değilim :) 

Zaten amaç muntazam değil işlevsel bir defter elde etmek.

Defterinizde kullanmak için yazdırılabilir ürünleri Pinterest'ten veya Google Görsellerden bulabilirsiniz. 
Ben bu görselleri Pinterest'ten indirdim.

Benim Bullet Journal'ımda hangi bölümler var?

Kapak sayfası 
(Kesinlikle gerekli değil ama neden olmasın :))

Dönem takvimi 
(Future Log)

Dönemlik hedefler

Okunacak kitaplar

İzlenecek filmler

Gezelim - Görelim bölümü 
(Buraya hem gezmek istediğim yerler hem de gezip gördüğüm yerleri yazacağım. Ayrıntılarını ise aylık bölümde not edebilirim.)

Alışveriş - İstek listesi 
(Önceden yazmak almadan önce düşünme fırsatı verir. Gerçekten ihtiyacım var mı, yok mu görmemi sağlayabilir.)

Eğitim ve öğretmenlik fikirleri 
(Dönem içinde aklıma gelen fikirleri not edip kalıcı hale getirmek ve kullanmak için etkili bir yöntem olabilir.)

El işi - Hobi fikirleri

Blog işleri

Dönemde alınan kararlar 
(Hepimiz her gün pek çok karar alıyoruz, sonra unutulup gidiyor. Bu bölüm söz uçmasın, yazı olarak kalsın diye.)

Aylık bölümler 
(Bunlardan başka bir gönderide söz edeceğim.)

Söz konusu BuJo olunca internette inanamayacağınız kadar çok fikir bulabilirsiniz. Ben süsleme kısımlarına çok vakit ayırmadan, işime yarayacak bir defter yapmak istedim. 
İlk deneme için de kendimi fena bulmadım :) 

Varsa tavsiyeleriniz beklerim :) 

Umarım fikir verici olmuştur.
Hoşça kalın :)

Üreten Öğretmen

instagram: uretenogretmen



29 Haziran 2017 Perşembe

Doğal Serinlik

"Havalar ısınsın, ısınsın" dedik bakın şimdi ne oldu!
Öyle bir ısındı ki, acaba serinlemek için ne yapsak der olduk.

Ben su içmeyi pek sevmem, asitli içecekler ve hazır meyve suları ise yıllardır hayatımdan çıkmış durumda. Kışın çay, kahve içiyorum ama yazın doldurduğum bardakta kalıyor. Hal böyleyken nasıl serinleyeceğim? Serinlemekten de öte kaybettiğim sıvıyı nasıl telafi edeceğim?

Bu soruların yanıtını ararken madem çay içmeyi seviyorum neden buzlu çay yapmıyorum dedim. Sonra döndüm canım Pinterest'e başvurdum :) Pek çok farklı tarife ulaşmak mümkün, bunları damak tadına göre düzenlemek de mümkün fakat çoğu şekerli tarifler. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım, su yerine tüketeceğiz şeker koymayalım dedim ve evdeki malzemelerden kendi tarifimi ürettim.

Ortaya ise lezzetli mi lezzetli, keyifle içebildiğim bu buzlu çay çıktı.
Öncelikle belirtmeliyim ki bu kış en severek içtiğim çay Doğadan'ın bergamotlu yeşil çayıydı. Tadı ne siyah çay ne de yeşil çay gibi. Kahvaltıda da içiliyor, akşam çayında da, ders arasında da. Tam istediğim gibi yani :) Merak edenler buradan ulaşabilir.

Buzlu çayı soğumuş siyah çayla yapmak yerine Doğadan'ın bu bergamotlu yeşil çayıyla yaptım. Kesinlikle siyah çaydan çok daha lezzetli olduğunu söyleyebilirim.

Şimdi tarife geçelim:

Öncelikle malzemeleri elde etmek istediğiniz miktara göre arttırabileceğinizi söylemeliyim. Ben şimdi tek kişilik tarifi vereceğim ama kendim bir buçuk litrelik yapıyorum, tüm gün serinlemek isteyen içiyor :)

Malzemeler
  • 1 adet poşet yeşil çay (tercihen bergamotlu)
  • 1 büyük su bardağı sıcak su
  • Yarım şeftali (kabukları ile küçük küçük dilimlenmiş)
  • Bir dilim limon
  • Taze nane yaprakları 
  • Bana şeftalinin tadı yetmez derseniz bir tatlı kaşığı bal
Yapılışı
  • Geniş bir bardak ya da küçük bir sürahi veya bitki çayı demliğinin içine kullanacaksanız bal konur.
  • Sıcak su eklenir ve bal eriyene kadar karıştırılır.
  • Poşet yeşil çay koyulur ve 4 dakika demlendirilir.
  • Demlendikten sonra yeşil çay alınır ve meyveler eklenir.
  • Servis yapılacağı sıra nane yaprakları ve buz eklenir.
Serin, ferah, doğal ve katkı maddesiz buzlu çayımız hazır.
Afiyet olsun!

Siz de yazları sizi serinleten tariflerinizi bizimle paylaşın 🌿

Üreten Öğretmen

instagram: uretenogretmen

Merhaba!

"Üreten Öğretmen"in ilk gönderisi...

Aslında bu gönderiyi yazmamın sebebi biraz kendimden bahsetmek ve aramızda artık çokça olduğunu bildiğim kendim gibi öğretmenlerle tanışmak.

Öğretmenliğe başlarken üretken olacağımın farkındaydım ama bu süreçte "üretme" işine kendimi bu kadar vereceğimi bilemezdim. 

Biyolojiyi anlattıkça öğrendim, öğrendikçe sindirdim ve benimsedim. Doğayı, doğal dengenin nasıl işlediğini ve üretmeden var olmanın mümkün olmadığını öğretmenlikte çok daha iyi anladım. Hem kendimden hem öğrencilerimden öğrendiğimi; bilginin yanında tecrübelerimi, yeteneklerimi, bana öğretilenleri de öğretmem gerektiğini öğrencilerimle iletişimim arttıkça fark ettim. 

Sonuçta bir de baktım ki her gün aklına yeni bir fikir gelen bir öğretmen olmuşum.

Bu blogda bundan sonraki gönderilerimde etkinlik ve materyallerden tutun da organize edicilere, el işlerinden tutun da hediye fikirlerine, yemeklerden defter düzenlerine kadar yaptığım, kullanışlı bulduğum, sürekli tüketmek yerine yeniden kullandığım veya kendim ürettiğim, ilham aldığım, kendimden bir şeyler kattığım ya da doğrudan kullandığım ürünlerin fikirlerini paylaşacağım.

Akıl akıldan üstündür ya belki başka üreten öğretmenlere ulaşırım, onların da fikirleriyle zenginleşiriz ve daha iyi olma yolunda hep beraber ilerleyebiliriz.

Üreten Öğretmen

instagram: uretenogretmen


Üreten, Öğreten ve Öğrenen Öğretmen

TDK öğretmenliği "mesleği bilgi öğretmek olan kişi" olarak tanımlamış. Halbuki yeni nesil öğretmenler için tanım bunun ço...